kısa yazacağım, bodrum’dan kaş’a getirilen yunusların durumu şimdilik böyle. yaşadıkları küçük alanda sürekli paslı telleri zorladıklarından ağız ve burun kısımlarında çeşitli yaralar var. bizi içeri sokmadıklarından tekne ile dışardan dolaşıp öyle fotoğraf çektik. 1995’de il tarım müdürlüğünden alınan ‘4 adet yunus yakalama’ belgesi ile dolaşıyorlar, ki o yunuslar bu yunuslar mı, o da belli değil.. uzmanlar özgür kaldıklarında yaşayamayacaklarını söylüyor. özgür kalamasalar da kalan hayatlarında daha rahat yaşamaları ve bu kepazeliğin devam etmesini engellemek için ‘yunuslara özgürlük platformu’na destek verebilir, bilginin yayılmasına yardımcı olabilirsiniz.. http://www.yunuslaraozgurluk.com/
Günde sekiz saat boyunca yemek yiyemezsiniz. Sekiz saat boyunca hiç durmadan bir şeyler içemezsiniz. Sekiz saat boyunca seks yapamazsınız. Ama sekiz saat boyunca hiç durmadan çalışabilirsiniz. İşte insanlığın mutsuzluğuna neden olan en büyük şey budur.
William Faulkner
*Tesla’nın gözleri beni delip geçtiğinde, ölümü ilk kez duydum, ölümle yüz yüze geldim. Bu, ne demek istediğimi daha iyi anlatıyor. Ölümlülüğün tadını ağzımda duydum ve o anda sonsuza kadar yaşamayacağımı kavradım. Bunu öğrenmek çok zaman alır, ama bir kez öğrendin mi, içindeki her şey değişir, bir daha eskisi gibi olamazsın. On yedi yaşındaydım ve en ufak bir kuşkuya düşmeden, yaşamımın bana ait olduğunu, benden başka kimsenin malı olmadığını anşayıverdim.
“Özgürlükten söz ediyorum Fogg. Öyle büyük, öyle ezici, öyle yıkıcı bir umutsuzluk, çaresizlik duygusu ki, ondan sıyrılmak için özgürleşmekten başka seçeneğin olmaz. Bu, tek seçenektir, yoksa bir köşeye büzülüp ölürsün.”
Hep babamla hayal ediyorum seni, karşılıklı. Sen anlatıyorsun, o dinliyor. Sen onun şerefine içiyorsun, o senin şerefine… Fonda “yine mi çiçek” …
Öyle ya ben hiç tanıyamamışım seni… Aradan yıllar geçiyor, babam o geceyi anlatıyor, gözleri dalarak… Fonda yine aynı şarkı. Bu sefer ikimiz de senin şerefine içiyoruz ama.
Sonra diyor ki babam; söyleceklerim bu kadar kısa ve derin, özledim.
Benim gözlerim doluyor, ikinizi de özlüyorum. Hem de birinizi hiç tanımadan…
saat gece 2 yi geçmişse ve sıcacık evinden uzak, hala aynı bilgisayarın başında oturuyorsan bir problem var demektir dostum!
1950’lerde geçtiği için eşyalara, kıyafetlere zaten bir kere vuruldum.”Sen sen ol, kadından kork. Hayallerinden vazgeçirdiğin kadının, ilk vazgeçeceği kişi, sen oluyormuşsun. ” demiş bir arkadaşımız.Filmin en güzel özeti.
bu elbiseyi istiyorum. doğum günüm geçmiş olabilir ama yine de istiyorum.
hadi canım, yap bi güzellik :)
-
Günün “sesli güldüm”ü.
-
Dün gece rüyamda Emre’yle gizlice DDB’nin ofisine girmişiz. Kendimize üst katta balkonvari bir yer bulup kucağımıza bir laptop alıp çalışıyoruz....
-
Günde sekiz saat boyunca yemek yiyemezsiniz. Sekiz saat boyunca hiç durmadan bir şeyler içemezsiniz. Sekiz saat boyunca seks yapamazsınız. Ama...
-
bazı fotografların içinde olmak istiyorum.
bazı fotograflarda kendimi görüyorum.
bir bisiklet, bir çocuk, bir kız var fotografta
biraz siyah...
-
Wedding Photojournalist İsmail Özyurt
- Website : www.ismailozyurt.com
- Facebook : facebook.com/ozyurtismail
- Phone : +90 532 510 16 71
-
1950’lerde geçtiği için eşyalara, kıyafetlere zaten bir kere vuruldum.”Sen sen ol, kadından kork. Hayallerinden vazgeçirdiğin kadının, ilk...
-
“elinin arkasında güneş duruyordu,
aylardan kasımdı üşüyorduk..”
attila ilhan / sisler bulvarı
dinlemek için: http://fizy.com/#s/1sodqo -
”Özlem, dilektir..
Lütfen bu gece üşümesin.
Lütfen bu gece acılanmasın.
Lütfen bu gece rahat uyusun..”
Oruç Aruoba